Günümüzde sıkça adını duyduğumuz bu hastalık, gelişen teknoloji ile birlikte artış göstermektedir. Modern çağın hastalıkları arasında yer alan Karpal Tünel Sendromu, “Medyan Nöropati Tuzağı” olarak da adlandırılır.
Bilek kemiği anlamına gelen Karpal, koldan gelip, kas bağları, sinir ve el ayasının tabanından dar bir kanaldan geçerek ulaştığı tünele ise Karpal Tüneli denir. Tünelin içinden geçen sinir de Median siniri olarak adlandırılır. Karpal Tüneli yalnızca Median kas ve sinir bağlarının sığabileceği genişliktedir. Bu tünel içinde oluşabilecek herhangi bir doku sıkışması ya da şişlik durumunda hastalık meydana gelir. Median sinirindeki bu sıkışma bilek ve elde keçelenme ya da uyuşma şeklindeki şikayetlerle ortaya çıkar. Median sinirinin karpal tünelindeki bu sıkışma durumuna da Karpal Tünel Sendromu denir.
Belirtileri Nelerdir?
Başlangıç dönemindeki ilk belirtiler genellikle küçük parmak dışındaki parmaklarda karıncalanma, keçelenme ve uyuşmadır. Genellikle elde çabuk yorulma ve güçsüzlük hali görülür. İlerleyen dönemlerde ağrı, uyuşma ve güçsüzlük şiddetini arttırır. Öyle ki bu ağrı ve uyuşukluk durumu hastaları uykudan uyandıracak kadar şiddetli olabilir. Bu durumda hastanın elini ve bileğini hareket ettirmesi ağrının şiddetini azaltmaya yardımcı olur.
Hastalığın ilerlemiş dönemlerinde, başparmağın tabanı etrafında ki kasların erimeye başlamasıyla, başparmakta güçsüzlük durumu ortaya çıkar. Parmaklarda meydana gelen bu his kaybı nedeniyle hasta ağrı ve acıyı hissetmediğinden, parmağını kesmesi ya da yakması durumunda farkında olamayabilir. Bu da ciddi yaralanmalara neden olur.
Bunların dışında sayabileceğimiz belirtiler ise; elinize aldığınız eşyaları çok sık düşürmek. Günlük işleri yaparken zorlanmak ve araba kullanmak gibi yapılan aktivitelerde ellerde yoğun bir uyuşmanın olması, özellikle sabahları kalktığınızda görülen el krampları ve şişlik ise diğer belirtilerdir.
Karpal Tünel Sendromunun Nedenleri
Hastalığın bilimsel olarak nedeni belirlenememiştir. Fakat günümüzde bilgisayar kullanım süresinin çok fazla artması, hastalığın oluşmasında önemli bir nedendir. Özellikle ev hanımlarının, eli çok fazla uğraştıran el işi çalışmaları, yine günaşırı yapılan ev işleri gibi durumlar hastalığın oluşmasının önemli sebeplerindendir.
İş yerlerinde ve evde kullanılan titreşimli aletler, hipofiz bezinin aşırı çalışması ve travmatik nedenler de hastalığın diğer nedenleri arasında sayılabilir. Ayrıca aşırı şişmanlık, şeker hastalığı, gut hastalığı, romatoid artrit, hipotroidi, gibi başka problemlere bağlı olarakta ortaya çıkabilir. Kadınların gebelik döneminde vücut sıvılarının artmasına bağlı olarak karpal tünel içinde basınç artışı da hastalığa neden olabilecek belirtileri oluşturabilir.
Karpal Tünel Sendromu Kimlerde Sık Görülür?
Hastalık günümüzde özellikle ofis çalışanlarında daha fazla görülmektedir. 40-60 yaş grubundaki kadınlar da görülme oranı yüksektir. Hastalığın, erkeklere göre kadınlarda görülme oranı ise beş kat daha fazladır. Bunun nedeni ise yapılan araştırmalara göre kadınlarda sinirin geçtiği tünelin erkeklere göre daha dar olmasıdır.
Kadınlarda bu hastalığın daha fazla görülmesinin başka bir sebebi, doğum kontrol hapı kullanımı, kadının menopoz dönemine girmesi ve hamilelik durumudur. Karpal Tünel Sendromu bunun dışında özellikle el ve el bileğine sürekli iş yüklenen işlerde çalışanlarda, el bileğinin daktilo, klavye kullanımı gibi sürekli bükülü pozisyonlarda kaldığı kişilerde daha sık görülür. Hastalık sadece tek elde değil, hastaların yüzde 50’sinden fazlasında iki elinde birden görülebiliyor.
Ne Zaman Hekime Başvurmak Gerekir?
Eğer hastada Karpal Tünel Sendromu’nun varlığını hissettiren ve şüphelendiren belirtiler varsa ve bu belirtiler hastanın gündelik hayatını etkileyen sorunlara yol açıyorsa, özellikle uyku düzenin büyük ölçüde bozulmasına neden oluyorsa, zaman kaybetmeden uzman bir hekime başvurulmalıdır.
Karpal Tünel Sendromu’nda Teşhisi Nasıl Konur?
Karpal Tünel Sendromu tanısı için önce hastanın öyküsü dinlenir ve daha sonra fiziki muayenenin ardından büyük oranda tanı konur. Ancak hekiminiz kesin teşhisi koymak ve hastalığın derecesini ölçmek için EMG tetkiki isteyecektir.
Bir diğer kesin tanı yöntemi ise hastaya uygulanacak Tinel ve Falen testleridir. Tinel testi, refleks çekiciyle, el bileğinin başparmak tarafına olan kısmına vurularak yapılır. Amaç tendom reflekslerinin uyarılmasıdır. Refleks çekiciyle vurulduğunda hasta elinde karıncalanma ve elektrik çarpması olduğunu söyler. Falen testinde ise doktor, hastanın el bileğini aşağı doğru güçlü bir şekilde ittirir. Hasta bu itme sırasında şiddetli bir ağrı hissederse test pozitif olarak sonuçlandırılır ve hastalığın kesin tanısı konur.
Tedavisi
Hastalığın tedavisine mutlaka doktor kontrolünde başlanmalıdır. Eğer belirtiler önemsenmezse ilerleyen zamanlarda daha ciddi sorunlara neden olacağından erken teşhis oldukça önemlidir. Öncelikle hastalığın altta yatan nedenleri; diyabet, artrit gibi hastalıkların tedavisi yapılmalıdır. Hastalığın erken dönem tedavi şekli genellikle bileklik kullanmak, el bileği hareketlerini kısıtlamak, eli en az 2 hafta süreyle dilendirmektir. Hastalık süresince eli ve bileği zorlayacak hareketlerden kaçınmak gerekir. Bu nedenle günlük yaşam aktiviteleri yeniden düzenlenmelidir.
Bunlara ek olarak alınacak bazı anti-enflamatuar ilaçlar da hastanın ağrılarını azaltabilir. Hastalığın tedavi edilememesi durumunda, ellerde güçsüzlük, düğme ilikleyememe, parmaklarda beceriksizlik, ufak eşyaları tutamama ve elinden düşürme gibi sorunlar hastanın hayatını zorlaştırır. Kronikleşen ve tedavi edilmeyen durumlarda ise ellerde kuvvet kaybı, başparmağın avuç içi ve dip kaslarda erime meydana gelir.
Cerrahi Müdahale Ne Zaman Gerekir?
Ağır ve ilerlemiş vakalarda, eğer tedaviye cevap alınamıyorsa cerrahi müdahale gerekliliği doğar. Bu müdahale, lokal anestezi altında, el bileğine çok küçük bir kesi atılarak yapılmaktadır. Ortalama 15-20 dakika süren operasyon sonrası hastanın hastanede yatması gerekmiyor, aynı gün içinde taburcu olup eve gidebiliyor. Ameliyat sonrası hastaların yüzde 85-90’ın da ağrı ve duyu bozuklukları düzeliyor. Tam iyileşme süresi ise sinirdeki hasara bağlı olarak 3-6 ay arasında değişiklik gösterebilir.
Ameliyat Sonrası Süreç Nasıldır?
Ameliyat sonrası sinir sıkışması geçtikten sonra hasta avuç içine kesinlikle darbe almamalıdır, herhangi bir şeyi sıkmamalıdır, ağır işler yaparak avuç içini yormamalıdır. Eğer bunları yaparsa sinire kalıcı bir hasar verebilir. Hasta ameliyattan sonra iyileşme süresi içinde avuç içinde açılan yaklaşık bir santimlik deliğin iyileşmesine zarar verecek hareketlerden uzak durmalıdır. Örneğin elini aşırı bükülü vaziyette tutmaması gerekir. Tam tersine elini arkaya doğru büküp, parmaklarını esnetme hareketi yapmalıdır.





















